ASLI ÇAVUŞOĞLU

Programı Dinlemek İçin |


Yavuz: Merhaba, Güncelleme programını dinliyorsunuz. Bu programda güncel sanat aktörlerini konuk edip, yorumlarını alıp, onları tanımaya çalışıyoruz. Bugünkü programımızın konuğu sanatçı Aslı Çavuşoğlu. Hoşgeldin Aslı.
Aslı:  Hoşbulduk.
Yavuz: Teşekkür ederiz geldiğin için. İlk sorum biraz da seni tanımak adına Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü’nden mezun oldun. Bitirme projen de “Bir Türk Doktoru: Ömer Ayhan”.
Aslı: Evet.
Yavuz: Bu da kurmaca bir belgeseldi aslında. Sonrasında da tamamen kendi çabalarınla bir film afişi hazırlayarak, olmayan bir filmin afişini İstanbul’da panolarda sergiledin. Aslında bu belki de çok farkında olmadan, ilk projende kamusal alan işi yapmış oldun.
Aslı: Evet.
Yavuz: Şimdi baktığında bu konuda ne hissediyorsun? Şu anda tabii daha çok sergi alanlarında iş göstermek üstüne çalışıyorsun ama sergi alanlarına göre üretim yapmak bir alışkanlık mıdır? Genel olarak sorum bu.
Aslı: Bu billboard projesini yaptığımda üniversite 3. sınıftaydım ve hani o zaman sanatın yalnızca resim ve heykel gibi daha klasik araçlarla icra edilebileceğini düşünüyordum. O yüzden hiçbir zaman kendimi üniversitedeyken sanatçıyım ya da sanatçı olacağım gibi bir motivasyonla ilerlemedim. Bu projeyi de yaparken içimden gelen, çok içgüdüsel bir yapmam gerekiyor gibi bir hisle olmayan bir filmin afişini hazırlayarak ve  gereken yerlerden izinleri alarak dezenformasyonu kamusal alanda yaratmak, oluşturmak ne kadar mümkündür diye merak ettim ama dediğim gibi bunun hiç o zaman kamusal alanda sanat yapma gibi bir fikirden, böyle bir alandan da haberim yoktu. Ancak yıllar sonrasında onun sanat projesi olduğunu anladım.
Merve: Aslında senin üretiminle ilgili bir işaret veriyor. Neticede bahsettiğin geleneksel medyumlarla çalışmıyorsun. Çoğunlukla çalıştığın da oluyor fakat oraya sınırlı değil senin pratiğin. Bir sanatçı olarak senin pratiğin ne şekilde işliyor, fikirden esere geçiş süreci?
Aslı: Öncelikle fikrin kendisi bir süre sonra gerçekleşmeye çok hazır olduğunda gerçekleşecek medyumunu da buluyor diyeyim. Beni en azından o şekilde olması gerektiğine ikna edecek bir duruma geliyor. O yüzden bunun kamusal alanda olması ya da bir sergi alanında olması çok başında planladığım bir şey olmuyor, daha çok projenin ikna etme süreciyle alakalı. Demin Yavuz’un sorduğu soruyla da ilgili olarak mesela bir galeri mekanı neredeyse işini yaptığın aracın kendisine dönüşmüş durumda çünkü bütün projeleri tasarlarken sergileyebilecek alana göre düşünüyorsun ve dolayısıyla o beyaz küp bir süre sonra galeri ya da kurum alanı dediğimiz beyaz küp, bir süre sonra bir aracın kendisine dönüşüyor. Ben de mesela bunu son zamanlarda şöyle düşünüyorum bunlardan daha bağımsız olarak bu aracıyı aradan kaldırarak başka türlü medyumlar da hani bir bahçenin kendisi sanat eseri olabilir mi ya da daha farklı mecralar denenebilir mi diye düşünüyorum.
Merve: Aslında bu noktada biraz Yavuz’un sorusuyla da bağlantılı olarak, üniversite bitirme projenin bilinçli olarak bir sanat eseri olarak yapılmadığından bahsettin. Hangi noktada bu, profesyonel sanatçı senin tanımınla, geçişi ne ile yaptın ya da ne zaman bilinçli olarak sanat eseri üretme noktasına geldin?
Aslı: Elbette diğer profesyonellerce yavaş yavaş sanatçı olarak tanımlanmaya başladığım noktada, ben de o zaman bu kadar insan, bu kadar profesyonel söylüyorsa gibi 22-23 yaşlarımda artık ikna olmuştum. Başka da hayatta yapmak istediğim hiçbir şey olmadığını da fark ettim yani sanat yapmaktan başka bir şey yapmak istemediğimi de fark ettim.
Yavuz: Ama benim tanık olduğum o yaşlarda hatta belki şimdi bile insanlar sorduğu zaman, dışarıdan çok alakalı olmayan bir insan ne işle uğraşıyorsun? dediğinde senin sanatçıyım dediğini ben çok duymadım. Sanatla ilgileniyorum bir şekilde çünkü belki tarifi itibariyle ya da kendine o sıfatı yakıştırmak zor oluyor belki. Sende böyle bir şey vardı, bu bilinçli mi, anlatımla ilgili bir şey mi?
Aslı: Bu Türkiye’de sanatçı dendiğinde akla gelen şeylerin bambaşka alanlar olmasından dolayı daha pratik bir kaçamak cevap olarak.
Yavuz: Oyuncu musunuz gibi.
Aslı: Oyuncu musun, şarkıcı mısın, nerede söylüyorsunuz gibi soruların gelmesiyle beraber.
Merve: Aslında sanatçının üretim süreçleriyle ya da sanatın üretim süreçleriyle ilgileniyorsun. Mesela dinleyiciler için de biraz daha anlamlı olabilmesi için, mesela bir tez projen vardı. O tez projesinden biraz bahsedebiliriz aslında. Düşünsel süreçlerle ilgileniyorsun ve bunun somuta dönüşmesi noktasında belki bir esere dönüşüyor. Buradan da bir soruya aslında bağlarsak, bir eser nerede başlıyor ve her zaman somut bir esere dönüşüyor mu senin için?
Aslı: Bir eser aslında çok uzun bir sürece de yayılabilir bir esere dönüşmesi, hiç yayılmayabilir. Şu ana kadar düşündüğüm her şey proje olmuş olsaydı büyük ihtimalle şu an 1000. eserim bir yerde sergileniyor olurdu. Ne öyle bir zaman, ne de öyle bir nasıl diyeyim  sen de bu süreçte olgunlaştığın ve artık 22 yaşımdaki bana çok heyecanlı gelen şeyler hiç heyecan vermiyor, onları gerçekleştirmek de heyecan vermiyor. Doğal olarak bu süreçte elenen bir sürü fikir var. Bir proje eğer aklıma gelen ilk şeyleri fikirleri yaptığım dönemler çok geride kaldı. O yüzden bir 6 ay gibi en azından gerçekten onu yapmam  gerekiyor mu ve gerçekten onu gerçekleştirebilecek medyumu bu mudur işin? Bu kitap mıdır, video mudur?
Merve: Somut olarak bu fikir aşamaları nelerden geçiyor? Mesela bir fikrin oluyor. Daha sonra bir araştırma sürecine sanırım giriyorsun. Araştırma sürecinden sonra o fikri olgunlaştırma. Daha sonra bu süreç senin için nasıl gelişiyor? Prodüksiyon için para bulmakla mı yoksa o eserin sergileneceği bir mekanı bulmak mı?
Aslı: Aslında şu konuda yani hazır bir mekanımız var ve buraya uygun bir iş yap ya da çok kısa bir zamanımız var buna uygun bir proje tasarla gibi brief’ler verildiğinde çok iyi işleyebilen projeler yapamıyorum. Çünkü ihtiyacım olan zaman öngörülen süreden çok daha fazla oluyor. Dediğin gibi araştırma süreci en uzun süren dönem oluyor. Ya da bir yere göre bir şey yapmak, bir fikire göre, bir konsepte göre bir şeyi şekillendirmek de bana çok ilginç gelmiyor çoğunlukla. O yüzden mümkün olduğu kadar daha yapıp, projeyi şekillendirip, araştırmasını bitirip, o an gerçekleştiremiyorsam da onu aklımda bir yere yazıp daha sonra bir imkan olduğunda, daha sonra böyle bir üretim desteklendiğinde sergilemeyi düşünebiliyorum.
Yavuz: Bu da zor bir iş aslında, çünkü senin fikirlerin var ve gerçekten yapmak istediğin şeyler var not defterinde diyelim. Bunun için gerekli zaman, mekan ve para gibi çeşitli kalemler var. Diğer tarafta da bir yerden davet alıyorsun. Belli bir mekan için bir şey yapmanı istiyorlar ve bunun için paraları var. Biraz aslında ikili bir durum. Onu oraya yansıtma gibi durumlar oluyor mu, uyarlama? Not defterindeki fikirleri en azından bu şekilde gerçekleştirebilirim diye bakabiliyor musun?
Aslı: Tabii ki de kıyaslıyorum, böyle bir imkanım ya da olasılığım varsa ama projeyi daha o konsepte göre uyarlayayım ve değiştireyim, revize edeyim gibi olmayacaksa bunu düşünüyorum. Zaten kafamda onu işte proje dosyasına kaydettiğimde, bütün konseptini kafamda oturttuğumda, zaten çok uzun bir süreçten geçtiği için bunların oturması başka bir şeye adapte etmek bana çok doğru da gelmiyor.
Merve: Peki Aslı, aslında yaptığın işlerin sonuçları neticede en azından benim gördüklerim, bir sanatçı kitabına da dönüşebiliyor, bir videoya da dönüşebiliyor ya da bir heykele de dönüşebiliyor ve konuların çok çeşitli. Son dönemde gördüğümüz sergide bu arkeolojiydi. Bu aslında senin işlerinde tekrar eden bir ilgi alanı. Ama bunların sonucu sanat eseri dışında mesela bir akademik kariyere de dönüşebilirdi belki de. Çünkü ortak nokta ben araştırma olarak görebildim seneler içinde. Sanatla ifade etmek yani bir eser üretmek sonucunda ya da bir sergi üretme senin için nasıl bir motivasyondan doğdu?
Aslı: Özellikle arkeoloji ile ilgili olan sergide, işte Arter’de yaptığımız “Taşlar Konuşuyor” sergisinde, belli bir argümanım vardı daha arkeolojik yaklaşımlardan, dünyadaki arkeolojik yaklaşımlara bir tepki olarak acaba arkeolojik eserler illa müzelerde ya da restore edilirken, bütünlenirken belli politik çıkarlara hizmet etmeden sergilenmenin bir yolu var mıdır? Gerek ulus-kimlik oluşturmakta gerek de başka durumlarda nesneler kendi kendine var olamadan ancak bir politik söylemle var olma şekillerine karşı bir alternatif gerçekleştirebilir miyiz idi orada ana sorum. Daha çok bir argüman olarak ve bir soru olarak gelişti. Ben buna nasıl cevap verebilirim ve bu sergilemeyi nasıl alternatifleştirebilirim gibi bir şeydi. Demin dediğin, tabii ki bu projeyi yaparken bu konuda bir sürü okuma yaptım ve tez de okudum ama zaten bence bu projeyi biraz herhangi bir arkeolojik tezden, doktora tezinden filan farklı yapan şey benim tam içinde olmuyor olmam. Çünkü arkeologların, çok arkadaşım var arkeolog ve çok içlerinde olup da yıllardır uğraştıkları bir şeyde çok detaya gömüldükleri için göremedikleri resimleri birlikte keşfetme şansımız oluyor böylece. Aynı zamanda ne bileyim sanatta da farklı bir alandan gelen bir soru her zaman daha böyle…
Merve: Farklı bir perspektiften görmekle ilgili. Araştırmanın dışında, araştırmayı baz alıp herhalde o zaman görüşü açmakla ilgili mi?
Aslı: Aynen, aynen.
Yavuz: Bir de onların eleştiremedikleri durumları da görme ya da söyleme gibi başka bir yolla da olsa bir durum da olabilir.
Aslı: Evet, hem öyle hem de işte bu sergideki, işte sergiden de biraz bahsedeyim. Etütlük eser ve Türkiye’de yapılan kazılarda çıkan buluntuların %90’ının arkeoloji müzelerinde sergilenmeyip, envanterlik olmayıp, etütlük olarak depolara kaldırılması. Zaten bu seçimin kendisi de oldukça politik ve bunlar yeteri kadar güzel olmadıkları için ya da yeteri kadar bir bütünü tarif etmedikleri için ya da o dönemin politikalarına uygun olamayan bir uygarlıkla ilişkili oldukları için bu tercihler yapılıyor.  Bunları alıp nasıl daha farklı türlü tümleyebiliriz ve nasıl farklı bir yerden arzu nesnelerine dönüştürebiliriz gibi bir şeydi. Bunun ne kadar manipülasyona açık olduğuyla, onun çok bariz olarak gösterilmesiyle ilgili bir şeydi.
Yavuz: Şimdi araya şarkıyı girelim istersen. Morrissey’den dinliyoruz. Speedway.

Merve: Güncelleme programında Aslı Çavuşoğlu’yla birlikteyiz. Aslı’nın sanat pratiğiyle ilgili ilk bölümde biraz konuşmuştuk. Aslı, üretimin çok çeşitli malzemeleri içeriyor aslında. Biraz önce de bahsettik ama Türkiye’de mesela var olan Türkiye’de bir tez yazdırma meselesi var. Üniversitede hepimiz bir şekilde buna şahit olduk, siparişle tez yazdırmak gibi. Mesela senin böyle bir projen vardı ve tamamen sanal bir şekilde, somut bir konu bulup internet üstünden bir tez yazdırdın. Neticede aslında eserlerin sonuçta sonucu bir esere dönüşüyor. Halbuki sanatsal süreci aslında bir eser diyebiliriz. Pratiğini merak ediyorum, bir stüdyo pratiğin var mı? Çünkü malzemeyle deneme yaparak çalışmıyorsun. Aslında çok farklı araştırmalar içeriyor. İşte sahada araştırma da yapıyorsun, metin okuması da yapıyorsun. Ne şekilde çalışıyorsun?  
Aslı:
Aslında herhalde 18 yaşımdan beri stüdyo dediğim, kendime ait bir mekanım var. Bu sürekli değişti bu mekan. Annemlerin Acıbadem’deki evinin karşısındaki dükkanı kiralamaktan, hani Kadıköy’de bir iş hanındaki bir büroya kadar. Şu anda işte 3 yıldır Karaköy’de bir stüdyom var. Bir han odası zaten çok büyük bir alana ihtiyacım yok. Bütün bu, 18 yaşından beri ihtiyacım olan kendine ait bir mekan olayı, daha çok evden çalışmak için gittiğim, gideceğim bir yere doğru bir hareket ve orada çalışamasam bile masanın başında oturmak, bana çok iyi gelen bir durum.
Merve: Yani sabah kalkıp atölyeye gidiyorsun ama atölyende neticede geleneksel anlamda bildiğimiz malzemelerle çalışmıyorsun. Araştırmanı atölyede yapmak gibi pratiğin var.
Aslı: Evet, atölyede kitaplarım var. Birkaç parça deneme için aldığım materyaller var ama ne heykel yapıyorum, zaten heykelde öyle bir şeyi kendi kendime yapabileceğimi zannetmiyorum. Ne de resim çiziyorum. Daha geleneksel anlamda bir stüdyo değil de daha bir yazıhane diyebiliriz.
Merve: Aynı zamanda Platform’da bir dönem atölyen olduğunu biliyorum.
Aslı: Evet.
Merve: Onun dışında da residency programlarına, yurtdışına residency programlarına gittin. Delfina’ya gittin, en son Katar’da. Katar değildi.
Aslı: Ürdün.
Merve: Ürdün’de bir residency’e gittin.
Aslı: Hong Kong’da bir yere gittim.
Merve: Evet, Hong Kong’da bir residency programına gittin. Bu tür programlar bir sanatçı olarak sana ne kazandırdı ya da nasıl bir pratiğe yol açtı?
Aslı: Herhalde gittiğim ilk residency programı bundan 7-8 yıl önce filandır. Bunun, residency programı diye bir şey olduğunu da ilk defa Platform’da stüdyom olmaya başlayıp, bir sürü farklı ülkelerden gelen sanatçıların yani bir residency programı olarak Platform. Onlarla tanışmamla ve onlardan öğrenmemle oldu.
Merve: Platform’da sana bir atölye verilmişti.
Aslı: Evet, Platform’da bana bir atölye verilmişti. Türk sanatçılara zaten yalnızca atölye desteği yapılıyordu ki çok iyi, yerinde bir destekti bence. Residency programlarına gitmeye başladıkça farklı ülkelerdeki farklı pratiklerle, farklı sanatçıların pratikleriyle tanışma imkanı buluyorsunuz.   Hem de üretiminiz lokal konulardan ibaret olmak zorunda olmuyor. Çünkü fark ediyorsunuz ki, aslında ülkede yaşanan bir sürü yani yalnızca bizim ülkemize özel zannettiğimiz şeyler başka ülkeler de mahsus şeyler oluyor. O açıdan bayağı, genç bir sanatçı için, genç, yaşlı sanatçılar için oldukça göz açıcı deneyim.
Yavuz: Daha genel bir soru soracağım. Sanatçı olarak üretim yapmak ne noktada sıkıcı olur senin için? Bitiş noktasını öngörebiliyor musun? Şu anda bir film için heyecanlandığını biliyorum, film yapmakla ilgili ama heyecanlandırmadığı noktayı öngörebiliyor musun?
Aslı: Demin başında da konuştuğumuz gibi yani olay sürekli bir mekan için ve otomatikman sanat olarak kabul edilecek bir mekan, bir kurum için bir şey yapmaya doğru gitmesi evet bence benim için sıkıcı bir etkinlik haline gelir o zaman sanat yapmak. Çünkü sürekli bir sergi, sürekli bir proje.
Yavuz: Kurumun izleyicisi.
Merve: Biraz açıklamak, anlamak için soruyorum. Bir kurumun seni sergi yapmak üzere davet etmesi ve o kurumun sana o mekana özel bir iş istemesi, üretimini istemesiyle ilgili konuşuyorsun.
Aslı: Evet, şunu söylüyorum, çünkü son derece otomatik bir eyleme dönüşebilir. Yılda 5 sergi gibi. Ben mesela kendimi hiç öyle bir noktada görmüyorum. Böyle sürekli bir proje makinesi olarak, sürekli sergi ve içerik üretebilecek yani sergi mekanı için içerik üretebilecek bir noktada görmüyorum. O yüzden demin dediğim gibi sanattan sıkılmak diye bir şey olmaz benim için diye düşünüyorum çünkü eğer  daha güncel sanat ve onun kurumları ve ilgili şeylerinden sıkılırsam müziğe yönelebilirim ve orada başka bir şey icra edebilirim ya da sinemaya yönelebilirim ama hani derdim devam ediyor yalnızca aracım ve belki hedef, konuşmak istediğim insan çeperi değişmek istiyor bazen.
Merve: İşlerine seyirci bulduğunu, işlerinin anlaşıldığını düşünüyor musun Türkiye bazında özellikle?
Aslı: Düşünüyorum aslında çünkü burada özellikle Tanzimat edebiyatından itibaren bir akım vardır ve okuru biraz anlamayacak, ben bir daha anlatayım, daha basit anlatayım gibi edebiyattan gelen bir aydın küçümsemesi vardır. Öyle düşünmüyorum çünkü bir şeyleri basitleştirdikçe ve iletişim kuracağım beni anlasınlar gibi dedikçe zaten bunun da çok barizleşeceğini düşünüyorum seyirci için de ve zaten kurmak istediğim bir bağ varsa da otomatikman kendi kendini feshedecektir bu şekilde yaklaşırsam. Ben ilk bienalleri gezdiğim dönemleri hatırlıyorum 17-18 yaşında. Bir sanat tarihi bilgim olmamasına rağmen işlerle bir bağ kurabiliyordum kendimce bir şekilde ve bundan çok hoşlanıyordum. O yüzden kendimi de hep o dönemlerde seyirci yerine koymaya çalışıyorum. İstediği her bağı kurabilsinler istiyorum. İsterlerse yalnızca çok güzel bir obje olarak baksınlar ama daha derine gitmek istiyorlarsa da ben didaktik olmadan kendi kendilerine zevk alsınlar.
Yavuz: O zaman aklımızda daha sorular vardı sanırım ama programın sonuna geldik. Teşekkürler geldiğin için.
Aslı: Ben teşekkür ederim.
Merve: Teşekkürler Aslı.
Yavuz: Haftaya görüşmek üzere.

Advertisements

One response to “ASLI ÇAVUŞOĞLU

  1. Pingback: 11 Şubat 2014 Salı (249. Hafta) | _Kainatın Tüm Seslerine, Renklerine ve Titreşimlerine_ AÇIK RADYO·

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s