MURAT PİLEVNELİ

Programı Dinlemek İçin |



Yavuz:
Merhaba. Sanatçı, küratör, yazar, sanat profesyonelleri gibi güncel sanatla ilişkili kişileri konuk ettiğimiz ve onları tanımak üstüne kurguladığımız Güncelleme programındayız. Programın eski bölümlerini blogumuzdan dinleyebilirsiniz. Yeni bir blog açtık program için. Onu da söyleyelim: guncellemeblog.wordpress.com. Şimdi, bugünkü konuğumuz eski galerici, yeni yayıncı Murat Pilevneli. Hoşgeldiniz Murat Bey.
Murat:  Hoşbulduk.
Merve: Hoşgeldiniz Murat Bey.
Yavuz: Teşekkürler geldiğiniz için.
Merve: Ben geçmişten bir soruyla başlamak istiyorum. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezunusunuz fakat daha sonra bir resim veya sanat kariyeriniz olmadı. Neden?
Murat:  Daha doğrusu neden sanatçı olmadığımı soruyorsunuz herhalde. Esasında sanatla her zaman bir şekilde bir alakam doğal olarak vardı, dayım ressamdı, küçüklüğümden beri hep birlikteydik. O resim yaparken hep yanında duruyordum, bir nevi sanatsal anlamda bir algım, bir ilgim her zaman vardı, ancak özellikle güzel sanatlara, resim bölümüne girdikten sonra ister istemez başka bir takım ilgi alanları ortaya çıktı. O da her zaman bir şekilde sanatın ticaretiyle ilgili oldu, bu nedenle daha 1. sınıftan itibaren bir şekilde sanat ticareti ve esasında ressamlık dışındaki alanlarla ben her zaman çok ilgili oldum.
Merve: Aslında sanatın ticaretiyle ilgili olduğunuzu söylediniz ama Beral Madra’yla çalıştınız bir dönem, Rene Block’la çalıştınız, aslında bunlar ticaretle ilgili değildi.
Murat: Değil aslında, çok tesadüfi gelişen olaylardı. Ben o zaman güzel sanatlarda okurken bir şekilde Almanca bilmenin getirdiği bir avantajla üniversiteye gelen bir takım Alman bir takım sanatçılar mesela geliyordu, Beral Madra’yla birlikte bir proje yapıyorlardı, ben Almanca bildiğim için tercümanlık yapmamı isteniyordu. Derken öyle bir şekilde çağdaş sanata – güncel sanata kaymış oldum Beral Madra’yla yan yana geldim, aslında bir taraftan evet öyle bir ilgim vardı ama aslında süreç de bir şekilde otomatikman, bir şekilde beni oraya doğru itti diyebiliriz esasında.
Merve: Güncel sanata?
Murat: Aynen öyle evet.
Merve: Peki nasıl mezun oldunuz?
Murat: Aslında biraz sancılı bir şeydi çünkü evet hani resim okuyorum, yetenek belki olabilir ama ben okurken de her zaman olaya da gerçekçi yaklaşmayı çalıştım o da şuydu ki yani ben evet resim okuyorum ama aslında ben bir sanatçı değilim, kendimde bu özgün yeteneği hiç bir zaman görmedim. Ve esasında o dönemde sınıf arkadaşlarım vardı, hatta bir tanesi çok yakın arkadaşım Ergin Çavuşoğlu vardı, sınıf arkadaşım. Onunla birlikte fikirler geliştiriyorduk, ben de diyordum ki böyle bir şey yapsak vs. derken o uygulardı, bir şekilde ortaklaşa projeler geliştirerekten, bir nevi sanatçı küratör ilişkisi kurarakten bir şekilde üniversiteden mezun oldum esasında.
Yavuz: Sanatçı küratör ilişkisi demişken Beral Madra’yla çalıştınız, René Block’la çalıştınız, sergi organizasyonu yaptınız, sergi koordinatörlüğü yaptınız belki diyebiliriz, bir sonraki adım küratörlük olabilirdi neden o alana hiç girmediniz?
Murat: Küratörlük biraz daha farklı bir şey. Demin de söylediğim gibi esasında ben her zaman bir şekilde sanatın ticaretiyle çok daha fazla ilgiliydim, daha çok sanatın nasıl yayılabileceğine dair. Çünkü zaten o dönemde Beral Madra, Vasıf Kortun, Ali Akay gibi çok tanınmış küratörler vardı, ama galeri anlamında esasen yapılacak çok şey vardı. Bir taraftan da organizasyon kısmıyla da çok ilgiliydim, yani işte René Block’la işte o zaman “In Medias Res” fotoğraf ve medya sanatları diye Dolmabahçe Kültür ve Sanat Merkezi’nde çok güzel bir sergi yapmıştık. Hani bunları yapmak, bir şekilde organize etmek, göstermek, sanatı göstermek, görünür hale getirmek, o benim için aslında cazip olan noktaydı. Onun için de oraya doğru da gitti aslında.
Yavuz: Galericilikte yapacak çok şey vardı dediniz, neydi sizce bunlar?
Murat: Şimdi tabii dediğim gibi bu süreçler aslında çok tesadüfi gelişti belki ne biliyim o dönemde okula Ernst Hesse diye bir Alman sanatçı vardı ve beni Beral Madra’yla yan yana getirmeseydi belki esasında galerici de olmayabilirdim veya güncel sanatla belki çok fazla ilgili olmayabilirdim ama bir şekide Beral Madra’yla olan yakınlığım, onunla 2 sene çok yoğun bir şekilde çalışmam bir şekilde aynı zamanda onun ilgi alanı olan sanata bir şekilde daha ciddiyetle bakmamı sağladı ve o noktada baktığımda da o dönemde yani biz 2000’lerin başından bahsediyoruz, bizim bugün güncel sanat olarak bahsettiğimiz ilgi alanımız olan sanatın galeri çevrelerinde pek de temsil edilmediği ve pek de bilinmediği ortaya çıkıyordu. Bu o zaman benim çok ilgimi çekmişti çünkü esasında benim çok ilgilendiğim noktalardan bir tanesi de var olmayan bir şekilde gösterebilmek yani bir katma değer yaratmak ve dediğim gibi o dönemde Beral Hanım’la başlayan bu süreçte gösterdiğimiz projelerde yer alan sanatçıları nasıl bir galeride temsil edilebilir onun problematiği üzerine gittim ve o şekilde ilerledi aslında.
Merve: Proje 4L, Elgiz ailesinin şu anda koleksiyonunun gösterildiği ama o dönemde siz o projenin varolmasında daha doğrusu projelendirilmesinde yer aldığınızı biliyorum. Bu nasıl gelişti? Çünkü bu ticaretiyle ilgili bir durum değildi…
Murat: Üniversite, derken Beral Hanım’la çalışmak, oradan René Block’la olan sergi derken bir askerlik süreci oldu. Askerlik sonrasında döndüğümde ne yapacağıma karar veremiyordum, düşünüyordum. O sırada Vasıf da, Vasıf Kortun da yeni yanılmıyorsam Türkiye’ye dönmüştü, gelmişti. Bir şekilde Haldun Dostoğlu yanılmıyorsam “Ya bir yan yana gelseniz çok iyi olur” gibi bir diyalog oluştuğunu hatırlıyorum ve bir şekilde biz Vasıf’la yan yana geldik. O zaman galeri fikri daha yoktu ve biz bir ara o zaman tabii Garanti Bankası yok vs. onun Beyoğlu’ndaki ofisinde işte ne yapabiliriz, işte bir non profit bir space açabiliriz diye düşünce vardı.
Merve: Vasıf Kortun’la birlikte?
Murat: Tabii o zaman bir şey vardı, o bir şekilde bir küratör olarak bense işte ne biliyim daha önce Beral’de de Rene Block’la yaptığım organizasyon tarafı, sponsorlarla olan ilişkilerim vs. sanatı bir şekilde o anlamda ticari olarak anlatabilmemin getirdiği avantajlarla bir billiktelikle bir mekan açma fikri vardı. Hatta biz o dönemde birlikte Bomonti’ye gidiyoruz, mekanlara bakıyoruz vs. ve aklıma şey geldi, askere gitmeden önce bir şekilde Can Bey’le, Can Elgiz’le bir telefon konuşması olmuştu. Aklıma geldi, hani Can Bey bu kadar gökdelen yapıyor, Maslak’ta binaları var vs. derken acaba onunla bir konuşsak, belki mekanı vardır, belki bize bir mekan verebilir derken Can Bey’i aradım. Ondan sonra “Aa işte geleyim, görüşelim, konuşalım” derken biz gittik. Bu fikirden bahsettik ama daha sonra bu fikir bir Proje4L’ye doğru ilerledi. Esasında çıkış noktası, Proje 4L’nin başlangıç noktası da öyle oldu.
Merve: Peki, o noktadan sonra Vasıf kortun’la işlerin ayrılması, daha doğrusu siz galeri kurmaya karar verdiniz. Proje 4L kuruldu, Vasıf Kortun programlarını aslında yaptı.
Murat: Aslında şey, o süreçte dediğim gibi hani kurumsal olarak böyle Proje 4L’nin ortaya çıkması vs. benim oradaki varlık sebebim yoktu esasında. Çünkü bir taraftan evet, çevrendem dolayı, sanatla ilgimden dolayı, işte ticaret de yapıyordum bir şekilde. Orada ticari bir alanım da yoktu.
Merve: Gerçekleştikten sonra fonksiyonu kalmadı.
Murat: Fonksiyonu da kalmadı. Ben bir şekilde ne yapabilirim diye düşünüyordum ve ben onun yerine bir galeri açmaya karar verdim. İşte o Nişantaşı’ndaki küçücük, 60-70 metrekarelik mekanı kiralamıştım.
Merve: 2001’de Galerist kuruldu.
Murat: Evet, aynen öyle, evet.
Yavuz: Önemli sanat fuarlarına Türkiye’den ilk katılan bir galeriydi bu. Galerist’i başarılı yapan neydi?
Merve: Galerist’i kurmanın motivasyonu neydi? Temsil edilmeyen sanatçılar vardı demiştiniz.  Hani bu tip sanat belkiticari olarak temsil edilmiyordu.
Murat: Galerist’i kurma motivasyonu şöyle yani bir galeri kurmalıydım ama bu ne olmalı, kimler olmalı, bu aslında çok fazla aklımda yoktu. Hatta belki de ben mekanı kiraladıktan sonra aşağı yukarı neredeyse şimdi tam hatırlamıyorum ama zaten bir ekonomik kriz vardı vs. vs. zaten bir 7-8 ay geçmişti. Sanatçı yoktu zaten. Hangi sanatçıyla çalışacağımda belli değildi ve aslında boş bir mekanım vardı. Ama sonra dediğim gibi yani işte araştıraraktan, bakaraktan, kimler var, kimler bu sistemin içinde değil, kimler kazandırılabilir derken böyle araştıraraktan, yavaştan bir şekilde bu sanatçılar doğal olarak aslında esasen yan yana geldi. Evet, araştırıyorum ama bir taraftan da mıknatıs gibiydi.
Merve: İlk başta biraraya gelen sanatçılar: Haluk Akakçe, ilk dönemlerinde Hüseyin Çağlayan.
Murat: Haluk mesela benim Paulo Colombo’nun bienalinde sanatıyla tanıştığım ilk sanatçıydı. Mesela o zaman bir bilet aldım ve New York’a gittim. Brooklyn’de oturuyordu böyle “clean-cut” bir şekilde evinde, atölyesinde. Mesela orada biz böyle, yegane esasen gittiğim sanatçı o oldu. Onunla başladı işte sonra doğal olarak Leyla (Gediz) olsun, işte Erinç (Seymen) olsun, Hüseyin (Çağlayan) olsun böyle sırayla ilerledi.
Merve: Tabii o sırada Proje 4L’deki sergiler de önemliydi belki de. Çünkü Erinç Seymen, Leyla Gediz, Vasıf Kortun’un yaptığı sergilerde yer alan yeni bir jenerasyondu.
Murat: Tabii, mesela ben Erinç’i ilk defa o zaman Proje 4L’deki karma sergide görmüştüm. Ama birçok sanatçıyı da bilmiyordum. Onlar da çok gençti. İşte yeni Türkiye’ye gelmiş vs.
Yavuz: Birlikte çalışmaya nasıl karar veriyordunuz?
Murat: Aslında karar vermekten ziyade bu bir şekilde bi hissiyat. Yani işte bir işine bakıyorsun, bir sohbet, bazen bir sohbet bile esasen yeterli olabiliyor. Dünyasını anlıyorsun, bu dünyanın ne kadar, bir düşünce sisteminin ne kadar güncel olduğunu, bunu ne kadar ileri taşıyabileceğine dair. Bir şekilde açıkçası çalışma konusunda hiçbir zaman bir sorun olmazdı çünkü herkes zaten otomatikman birlikte olma fikrine sıcaktı. Birisini ikna etmek gibi bir şey zaten söz konusu değildi, bir şekilde zaten yan yana geliyordunuz.
Merve: Çok fazla böyle bir fırsat da zaten yoktu.
Murat: Aslında Galerist’in o enerjisi de buydu esasında. Kendiliğinden böyle bir çekim oluyordu.
Merve: Galerist’i başarılı yapan neydi?
Murat: Bence başarılı kılan şeydi, sonuçta vizyonu diyeceğim ama şimdi o da nedir diye soracaksın ama herkes yaratım sürecinde herkesin arkasın olduk. Sanatçı gerçekten hayal edemeyeceği, çok daha öteye gidebilecek projelere imza atma imkanına sahip oldu. Biz her zaman bu imkanları sonuna kadar sağlamaya çalıştık.
Merve: O dönemde bir de Galerist bir gazete çıkardı.
Murat: Hı hı, evet.
Merve: Galerist gazetesi. Galeri olarak çok iyi giderken aslında Türkiye’de böyle bir yayın da yoktu. Özellikle bir galeri bünyesinde bir yayın yapma fikri nereden doğdu?
Murat: Şundan dolayı çünkü bir şekilde zamanla tabii sanatçı sayısı çok artmaya başlamıştı. Yani başta üç, dört, beş derken bir ara yirmi, otuz hatta kırk sanatçıya çıkmıştık bir ara. Sen de hatırlıyorsun, birlikte çalıştık bir dönem sonuçta. Burada en büyük sorunumuz şuydu, evet burada sanatçıların ürettiği işler var, sadece galeri de değil, galeri haricinde yaptıkları sergiler var ama bz bunu basında yeteri kadar duyuramıyoruz. Bunun üzerine dedik ki, tamam biz kendi yayınımızı yapalım. Zaten kendimizi duyurmak istediğimiz kitle belliydi. Bunun üzerine biz böyle bir gazete yaptık. Galerist gazetesi.
Yavuz: Şimdi belki kısa bir ara verip şarkıya geçebiliriz. Biz programda gelen konuklardan bizim için bir şarkı istiyoruz. Murat Pilevneli de bugün bizim için Ebru Gündeş’ten Fırtınalar adlı şarkıyı seçti. Şarkıya geçmeden önce “Neden bu şarkı?” diye sorayım mı?
Murat: Valla doğal olarak şu anda zaten çok fazla gündemde ve programa gelmeden önce siz bana sorunca da bu geldi aklıma. Şimdi gelmeden önce de arkadaşlarla konuşuyorduk ve Rıza Zarrab ve şu anda sanat piyasasına olan etkilerini tartışıyorduk. Onun için doğal olarak böyle bir şey geldi aklıma.
Yavuz: Teşekkürler, şarkıya geçebiliriz.

Merve: Ebru Gündeş’ten sonra sanat piyasasındaki etkisinden bahsettiniz. Çok kısaca özellikle resim Heykel Müzesi’nde kaybolan resimlerden bahsediyorduk. Bir not düşelim, nasıl bir etkiden söz ediyoruz?
Murat: Etki tabii benim burada söyleyebileceğim çok detayına girmek istemiyorum ama ticari çok etkileri var piyasada, çok fazla su yüzüne çıkmayan ama yakında muhtemelen duyulacak olan. Ama tabii ki çalınma meselesi kendi içinde çok büyük rezalet.  Özellikle bu kadar çok eserin kaybolması anlaşılır bir mesele değil. Belki de esasında sanat ve kültüre Türkiye’de ne kadar değer verildiğinin herhalde en büyük ifadelerinden bir tanesi.
Merve: Bu nottan sonra da iyi bir galerici nasıl olur? Daha doğrusu galerici nedir? Çünkü galerici diyince ilk akla gelen isimsiniz.
Murat: İyi bir galerici nedir onu söylemem zor belki ama sonuçta galerici birisini temsil ediyor. Bir manager, temsil ediyor ve bir şekilde o sanatçının varolan yeteneğini, ürettiklerini mümkün olduğunca en iyi şekilde tanıtmak, göstermek ve yaymakla yükümlü.
Yavuz: Belki ek olarak, şu anda galericilikte neyin işlemediğini düşünüyorsunuz?
Murat: Bu illa bir suç gibi değil belki ama iyi bir galeri yapan mutlaka vizyonu aynı zamanda. Bir şekilde bir hayali olması gerekiyor. Sanatçıya baktığı zaman ve sanatçıyla çalıştığı zaman o sanatçıyı konumlandırabilecek bir hayale ihtiyacı var. Görmek istediği bir noktasının olması gerekiyor. Bugün birçok galericide ne yazık ki bu vizyonu göremiyorum. Galericilik tabii ki de bir hesap oyunu aynı zamanda ama bence çok fazla hesap kitaba girildiği zaman açıkçası bu ilişki çok da fazla yürümüyor. Galerici risk almalı, risk alaraktan gerçekten sanatçıyı bir yre taşıması gerekiyor. Taşımadığı noktada herkes yerinde sayıyor ve bence şu anda Türkiye’deki en büyük eksikliklerinden bir tanesi bu. Herkes çok güvenli gitmeye çalışıyor ve o yürümüyor bence.
Merve: Galerist’teki hayal gerçekleşti mi o zaman?
Murat: Biz 2000’lerin başında başladığımız noktada çok fazla bir şey yoktu. Yani çok fazla bir şey yoktu derken, bir Galeri Nev vardı. Zaten Haldun Dostoğlu o dönemde de benim çok saygı duyduğum bir kişiydi ama onun dışında çok fazla bu anlamda ciddiye alabileceğimiz kurumlar yoktu. Biz yola çıktığımız zaman esasında biz yeni bir şey yaratalım, yeni bir şey konumlandıralım ve görünür hale getirelim ve bunu uluslararası hale getirelim. Bu uluslararası hale getirme o dönemde oluyor, bugün de çok fazla gündemde olan bir konu. Herkes uluslararası olmaya çalışıyor. Biz gerçekten de o dönemde inanılmaz şeyler yaptık. Aklınıza gelebilecek bütün fuarlara gittik. Burada da çok inanılmaz sergiler yaptık. 2009 yılına kadar baktığınız zaman evet hayalimizi gerçekleştirdik. Ama o noktada bir duraksamaya geldi artık. Aslında ulaşılabilecek olan şeye gelinmişti. İşte uluslararası anlamda bence mesela Galerist’in başarılı olmadığı ya da galerici olarak başarılı olamadığım bir noktam oldu o da biz bu kadar çok yurtdışında sanatçıları gösterdğimiz halde yeterince uluslararasılığı yaratamadık. Mesela o konuda başarılı olamadık. İç piyasada baktığın zaman evet sanatçıları çok iyi bir şekilde konumlandırdık. İşte ne bileyim hem tanınırlık açısından işte ne bileyim hayal ettikleri, girmek istedikleri koleksiyonlar, girmek istedikleri müze koleksiyonları, mesela her yere girdiler. Fiyatlandırmalara bakılırsa çok inanılmaz noktalara gidildi. Ama o da bir duraksamaya geldi ve o anlamda bakarsanız mesela bu hayal aslında 2009 sonlarına doğru bitmişti.
Yavuz: Bir sanatçı nasıl uluslararası olur? Özellikle galerisi yoksa?
Murat: Bugünün sisteminde bu çok zor. İki tane yol olabilir. Bir tanesi ticari bir yoldur, diğeri de daha çok bienaller ve küratörler üzerinden olabilecek sergiler ama nedense ticari olan takdir, uluslararası takdir anlamına geliyor. Diğeri o kadar ciddiye alınmıyor ama galerisiz bir varlık neredeyse mümkün değil artık.
Yavuz: Galerist’te sizin döneminiz biterken birçok sanatçı ayrıldı ve başka galerilere geçtiler. Bugün de aslında devam ediyor bu transferler. Sanatçıların başka galerilere geçmeleri. Nasıl görüyorsunuz bu durumu? Aslında biraz yorum bekliyorum.
Murat: Esasında normal bir şey çünkü sonuçta bir şey yürümediği zaman insanlar birbirini suçlar. İşte sen işini iyi yapmıyorsun, işte sen de sanatçı olarak iyi değilsin. Sanatçı da işte sen iyi bir galeri değilsin, vs. Sonuçta birbirine topu atma durumları yaşanıyor. Bu normal bir şey. Anormal bir durum değil, bu sadece Türkiye’de yaşanan bir durum değil. Sadece bu Türkiye’de daha yoğun bir şekilde yaşanıyor çünkü dediğim gibi uluslararası yaşanmadığı için ve özellikle son iki üç senede sanat piyasası açısından baktığın zaman yenilik olarak sadece fiyatları artırmak olduğu için doğal olarak şu anda ciddi bir memnuniyetsizlik var. Bu nedenle bu git-gel’ler daha bir süre daha yaşanacak. Onun için sonucu normal bir şey.
Merve:  Aslında galerilerin biraz da yeni sanatçı keşfetme, keşfetme demeyeyim de görünürlük sağlamaları.
Murat: Aslında öyle, çok önemli. Bence Türkiye’de şu anda yapanlar da var, yapılmıyor demiyorum ama yeterince yapıldığını düşünmüyorum. Özellikle genç sanatçılara yoğunlaşmak. Hatta bir galeri için bu çok önemli bir şey, kalıcı olmak istiyorsan çünkü bir galerinin varolması katma değer yaratmakla ilgili bir şey. Katma değer yaratmıyorsanız bana kalırsa bu galerinin varlık nedeni pek yok. Bugün daha çok galeri sistemide bir şekilde yanındaki sanatçıyı hani komşununkine gözünü dikip o sanatçıyı alma derdinde. Çünkü nasılsa hazır, pişmiş bir aş ve alayım, hemen satayım. Halbuki çok azı elini taşın altına sokup da genç bir sanatçıyı alıp iki üç sene boyunca para kazanmama uğruna hatta belki de para yatırma şeyine çok fazla girmiyor. Bu çok önemli bir şey.
Merve: Ama buna rağmen niye galeriler, Türkiye’deki galeriler aslında dönmüyor birçoğunluğu.
Murat: İşte bundan dolayı dönmüyor. Sonuçta dediğim gibi yani özellikle son iki üç senede sadece fiyat artıraraktan, bu doğru bir galericilik anlayışı değil ki. O da bir noktada tıkanıyor çünkü neden orada bu sefer de şu ortaya çıkıyor. Müşteri de bilinçleniyor. Bakarsan aslında Türkiye de şu anda en sıcak pazarlardan bir tanesi alıcı açısından. Avrupa’da bile belki bu kadar alıcı bulamayabilirsin ama ne oluyor, fiyatı artırıyorsun, fiyatlar şişiyor. Şiştikçe de alıcı kendine şunu diyor “Ben bunu alırken yurtdışından şunu alıyorum”. Otomatikman o zaman ben uluslararası bir sanatçıyı alayım diyor yani. Herkes illa milliyetçi bir bakış açısıyla bakmak durumunda değil, genel olarak bakıyor ve o bir tıkanma yaratıyor.
Yavuz: Galerist’teyken çıkardığınız “Art Unlimited” sizin için bitti. Sonrasında şu anda da “İstanbul Art News”u çıkartıyorsunuz. Yayın konusunda bir eksiklik mi gördünüz? Neden Art Unlimited bitti?
Merve: Evet aslında Galerist iken Akbank’a satıldı. Neden satıldı? Şimdi neden yeni bir yayın?
Murat: O dönemde biz bir şekilde yaptıklarımızı anlatmak ve duyurmak istiyorduk, göstermek istiyorduk. Daha sonra bunu başka bir kurum üstünden devam ettirmek, böyle bir istek de gelince, o zaman Akbank Private Banking’e vermek bizim için uygundu. Aslında o anlamda da misyonu tamamlamıştı esasında. Şu anda tabii yeni bir gazete çıkarıyoruz. Bence bu şu anda piyasadaki eksikliğinden kaynaklanıyor. Gerçekten bu anlamda bir sanat gazetesine ihtiyacı olduğunu düşündük ve şu anda 4-5 aydır yayınlıyoruz.
Merve: Nasıl bir potansiyel çıkarıcak bu gazete?
Yavuz: Evet, okunuyor mu?
Murat: Bir kere şöyle, evet okunuyor. Potansiyeli ortaya çıkarıcak şu şekilde yeteri kadar esasında sanat alanının ne kadar büyük bir çapa sahip olduğunun yeterince algılanamadığını düşünüyorum. Bunu bir şekilde görünür hale getirme düşüncemiz vardı ve bence çok ciddi bir potansiyel açığa çıkaracak. Aynı zamanda da bu gazete bir şekilde orta ve uzun vadede başka potansiyellerin tekrar sanata aktarılmasında aracı olacaktır diye düşünüyorum.
Yavuz: Aslında daha sormak istediğimiz sorular vardı. Eminim Merve senin de vardır ama…
Merve: Evet.
Yavuz: Programın sonuna geldik. Teşekkür ederiz geldiğiniz için.
Murat: Ben teşekkür ederim.
Merve: Çok teşekkürler. Hızlı, tempolu bir program oldu.
Yavuz: Herkese iyi günler dileriz.

Advertisements

One response to “MURAT PİLEVNELİ

  1. Pingback: 24 Aralık 2013 Salı (242. Hafta) | _Kainatın Tüm Seslerine, Renklerine ve Titreşimlerine_ AÇIK RADYO·

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s