MERVE ELVEREN

Programı Okumak İçin |

Yavuz: Merhaba. Güncel sanat aktörlerini konuk ettiğimiz ve onları tanımak üstüne kurguladığımız Güncelleme programındayız. Bugün yanımızda SALT’ın Araştırma ve Programlar Sorumlusu Merve Elveren var. Hoşgeldin Merve.
Merve E:  Merhabalar.
Merve Ç: Hoşgeldin.
Yavuz: İlk olarak belki de biraz hikayeni dinlemekle başlayabiliriz. Görsel Sanatlar ve İletişim Tasarımı Bölümü’nde okudun.  Üniversitedeyken de Rodeo Galeri’de çalışmaya başladın. Bu alanda çalışmaya nasıl karar verdin, tesadüfi mi oldu? Biraz hikayen nasıl gelişti onu dinleyebilirsek sevinirim.
Merve E:  Aslında biraz tesadüfi oldu diyebiliriz. 2009 yılında mezun oldum ama her zaman bu alanda çalışmak istiyordum ama hiçbir adım atmamıştım. Grafik tasarımla ilgileniyordum ve grafik tasarımcı olacağıma inanıyordum uzun süreler ama 2007 gibi aslında çok da grafik tasarımının benim için uygun olmadığına karar verdim. Özge Ersoy ile ilk tanıştığım seneydi. Özge Ersoy bana o sene Rodeo’nun bir asistan aradığını söyledi. Ben de Rodeo’ya gittim, Rodeo’yla görüştüm ve hiçbir deneyimim yoktu aslında. Önce part-time olarak sonra full-time olarak Rodeo’da başladım. Uzun bir süre yaklaşık 1,5 sene boyunca da Rodeo’da kaldım aslında, okulu bitirene kadar orada devam ettim.
Merve Ç: Peki birkaç senedir aslında yeni jenerasyonda diyebiliriz küratörlük çok daha görünürlük kazanmaya başladı. Yani senin jenerasyonundan kendini küratör olarak tanımlayan daha çok kişi var geçmiş jenerasyonlara göre. Sence bunun sebebi nedir?
Merve E: Ben hiç kendimi küratör olarak tanımlamıyorum öncelikle bundan bahsedebiliriz. Öyle bir amaçla da başlamadım. Sanatçılarla çalışmanın benim için çok vizyon açıcı olduğuna karar verdim. Araştırma yapmanın, bir sanatçıyla ilgili, bütün işleriyle ilgili, hayatıyla ilgili ya da dönüm noktalarıyla ilgili bilgiye sahip olmanın benim için çok önemli olduğunu fark ettim. Derinlemesine bilginin, o konuda yapılan tabii sanatçıyla ilgili olması gerekli değil ama belli bir konu üstünde yapılan araştırmayı sevdiğimi fark ettim. Küratörlük ismiyse sonradan daha çok ortaya çıkan ve konuşulan ama bizim de çok fazla kullanmadığımız bir kelime oldu. Neden ilgileniyorlar? Biraz fırsatların çoğalmasıya ilgili bence. Mekanların artmasıyla ilgili ya da boş mekanların kiralanabilir, orada proje yapılabilir olmasıyla ilgili. Sadece küratörlerin değil ama sanatçıların da birlikte kendi projelerini yapabilmeleriyle ilgili. Sadece bir mekanlarının olması yeterli oluyor. Yer değiştiriyor olabilirler, tek bir mekanda durmak zorunda da değiller. Bunun açık olması ve daha erişilebilir olması bence arttırmış olabilir. Biraz da tabii popüler olmasıyla da alakalı diye düşünüyorum.
Yavuz: Peki bitirme projen neyle ilgiliydi,? Araştırma alanında çalışan biri olarak ya da tezin.
Merve E: Benim projem İstanbul Bienali üzerineydi. O dönem Vasıf Kortun ve Charles Esche’nin birlikte yaptığı “İstanbul” isimli İstanbul Bienali vardı. İstanbul Bienali’nin şehre yakınlaşması, ilişki kurması ya da tamamen uzaklaşması üzerine yapmıştım. Bunlar tamamen röportajlardan oluşuyordu. Gülsün Karamustafa’yla ilk röportajımı yaptım. Çok fazla İstanbul Bienali’ne katıldığı için, bu tarihsel bilgiyi verebilsin diye. Daha sonra yakın dönemden katılmış olan Serkan Özkaya’yla, Marcus Graf’la. Gecegezenler’de yer almıştı Marcus Graf’la konuştum. Emre Hüner’le yine konuştum. Onların deneyimlerini ve aslında bu soruya nasıl cevap verdiklerini… Can Altay’la da konuşmuştum pardon unutmayayım. Hangi projeleri yaptıklarını anlattılar. Biraz da bu İstanbul Bienai’nin aslında şehirle ilişkisinin nasıl kurulacağı ya da kurulmasının gerekip gerekmediğini anlattılar.
Merve Ç: Bir kurumun içinde çalışmak senin faaliyetin açısından, çünkü bahsettiğin herkesin tabii kendine ait ilgi alanları var ama bir kurumun altında çalışıyor olmak ya da içinde çalışıyor olmak sana ne gibi imkanlar sağladı?
Merve E:  Platform’da ilk başladığım zaman sanatçı arşivleriyle başladım. Bu benim kendi istediğim bir bölümdü.  Öğrenebilmek ve görebilmek için, öyle bir zamanım olmadığı için ilk sanatçı arşivleri üstüne çalışmaya başladım. Bir kurumda çalışıyor olmak bence öncelikle arşivlere erişim bakımından çok önemli. Bunun çok büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Salt’ta da yine aynı şekilde hem araştırmaya, arşive çok yakın olabilmek hem daha derinlemesine ya da farklı kurumlarla ilişki kurup o arşivlere ulaşabilmek bence bireysel olarak bunu yapmaktan çok daha kolay bir hal alıyor. En azından Salt için bunu söyleyebilirim deneyimlerimden. Bir de tabii ki de tek başımıza çalışmamanın, birkaç kişi birden çalışabilmenin, grup çalışması içinde bunu yapabilmenin farklı gözlemleri ortaya çıkarması açısından kurumların çok daha kolay olduğunu düşünüyorum.
Merve Ç: Peki bir ekibin bir parçasısın ve Salt’ta kişiler ön plana çıkmıyor. Bir ekip olarak çalışıyorunuz. Kendi sesini duyabiliyor musun?
Merve E: Kendi sesimi duyabiliyorum ama bunun gerekli olduğunu da çok düşünmüyorum açıkçası. Biz daha çok yıllık programlar üzerinden bakıyoruz bu olaya. Önceki sergi, sonraki sergi, onların birbiriyle ilişkisi ya da o sırada ülke içinde yaşanan olaylarla bunların nasıl ilişki kurduğu, izleyiciyle ne kadar buluştuğu ya da paralel etkinliklerin ne kadar insana ulaştığı bence önemli bir nokta. O yüzden çok bireysel olmanın dışında bir de benim yaptığım projelerde özellikle çok bireysel çalışmadım. Her zaman bir grup içinde çalıştım. Bu da benim çok eksik olduğum bir noktaydı Salt’tan önce, Platform’dan önce. O yüzden benim için çok iyi oldu diyebiliyorum. O yüzden ben memnunum aslında Salt adı altında çalışmaktan, en azından adımın üstüne değil ama daha bir grup çalışması içinde varolmaktan memnunum.
Merve Ç: Aslında demek istediğim, isminin ön planda olmasıyla ilgili değil, kendi projelerini gerçekleştirmekle ilgili de değil aslında kendi sesini duyabiliyor musun derken, dediğin gibi bir ekiple çalışıyorsunuz. Kendi sesini, kendi isteklerini gerçekleştirebiliyor musun ya da kendi kişiliğini dahil edebiliyor musun anlamında sormak istemiştim.
Merve E: Bu zamana kadar evet edebildik çünkü bütün kararların hepsi aslında grup içerisinde alındı yani tabii ki de bunun farklı olduğu durumlar da olmuştur. Hiç olmadı diyemem ama en azından çalıştığımız bütün projelerde, benim çalıştığım her projede bir şekilde ilişki kurabildiğim, devam etmek istediğim, bir parçası olmak istediğim ya da bununla ilgili bir söylemim olduğunu düşündüğüm projelerdi. O yüzden de bir problem yaşamadım ama ilerisi için de henüz bir şey söyleyemem. Ama tabii aksinin olduğu küçük durumlar da var, olmaması da biraz tuhaf.
Yavuz: Galeri gibi ticari bir yerden sonra Salt gibi kar amacı gütmeyen bir kurumda çalışıyorsun. Bunun için ayrı bir motivasyon gerekti mi senin için?
Merve E: Benim galeriden ayrılmam aslında biraz da bu satış, işin bir parçası olan satışa aslında çok da yakın olmamamla başladı. Galeride sergiler yapılırken ya da işler gidip gelirken, üretilirken bunlar benim için oldukça zevkli ve zaman harcamayı sevdiğim kısımlar ama onun dışında belli bir satışın gerçekleşmesi ya da “art market” üstünden konuşmak benim için oldukça zorlayıcıydı. Zaten baştan beri zorlayıcıydı. Birkaç defa da bunla tam karşı karşıya geldiğim için aslında bundan biraz da geri çekildiğim söylenebilir. O yüzden de hiç bununla ilgilenmediğim ama araştırmayla çok rahat bir şekilde ilgilendiğim bir yer benim için daha olmak istediğim alanlardan biriydi.
Yavuz: Araştırmaya odaklanan bir yerde çalışıyorsun. Yeterince araştırma yapacak vaktin oluyor mu?
Merve E: o çok önemli bir konu. İlk başladığım sene, 2011 Ağustos ayında başladım ben Salt’a. İlk başladığım sene oldukça zorlu geçti çünkü tabii her sene ne kadar projeyle ilgilendiğinizle de ilgili. 2012 yılı yine aynı şekilde zaman açısından çok zorluydu. Bunu da birkaç kere dile getirdik, yani araştırma yapmanın şu anda imkansız olduğu, bir şeyleri söylemenin, eklemenin çok zor olduğunu dile getirdik. Bunun üzerine 2013 yılı, bu sene ben sadece iki tane projeyle ilgilendim ve bu bana çok büyük bir, aslında bunu 2012 ikinci dönemi itibariyle de söyleyebilirim, çok büyük bir araştırma zamanı verdi. Her iki proje için de, 2013 yılı projeleri için de. O yüzden de kendi zamanımızı kendimiz oluşturmuş olduk 2013 yılında. Benim için en azından öyle oldu.
Merve Ç: Araştırmaya odaklı sergiler de yapıyorsunuz, bir sergi senin için ne zaman biter?
Merve E: Bir sergi benim için, fikren soruyorsun. Benim ilişkimin kalmadığı nokta açılış gününden sonra. Açıldıktan sonra, kurulduktan sonra ve gezilmeye başladıktan sonra benim sergiyle ilişkim oldukça zayıflıyor. Bunu söyleyebilirim.
Yavuz: Bir sorumluluk hissediyor musun?
Merve E: Uzaklaşıyorum sergiden tamamen, hiç bir parçası olmuş gibi de hissetmiyorum. Eğer tabii bu projenin bir devamı varsa, bu bir etkinliğe dönüşecekse, bu bir kitaba dönüşecekse o zaman ayrı, çünkü o zaman araştırma devam ediyor ya da araştırmanın eksik olduğu noktalar devam ediyor. Ama daha hazır bir projede, yani araştırmanın devamını yaptığınız ve sergilediğiniz ve yerleştirdiğiniz bir projede benim için ondan sonra sergi alanındaki işler çok mesafeli olmaya başlıyorlar diyebilirim.
Merve Ç: Hangi bölümünden daha çok zevk alıyorsun? Çünkü araştırma yapıyorsunuz, sanatçılarla çalışıyorsunuz, şu anki Gülsün Karamustafa sergisinde yaşayan bir sanatçıyla çalışma fırsatın oldu. Onun dışında Hüseyin Bahri Alptekin sergisinde çalıştın mı bilmiyorum. Hepsinde farklı bir pratik var fakat kurma bölümü var tabii ki, önden araştırma bölümü var, sanatçıyla çalışma ve belki yeni iş üretimi veya geçmişte varolan işlerin şu anda olmayan işlerin üretim süreci var. Hangi bölüm seni daha çok heyecanlandırıyor ya da paralel programlardan bahsettin, çünkü paralel programlar da çok önemli. Çoğunlukla hepsinde serginin önüne geçecek kadar çok paralel program yapıyorsunuz. Onun dışında öğrencilere workshop’lar yapıyorsunuz.
Merve E: Bu aslında projeden projeye değişiyor. “Duvar Resminden Korkuyorlar” sergisi için konuşursam onda araştırma bölümü, bizim kişilerle yaptığımız röportajlar, her röportajdan çıkan yeni bir bilgi, o bilgiden sonra gidilen yeni isimlerin bulunması, imajların bulunması, makalelerin bulunması, yani o tamamen aslında çok sıkı bir araştırma projesiydi. Onda mesela benim için o kısım, uzun süre 2012 yazında başlamıştık, o uzun araştırma kısmı en güzel kısmıydı. Tabii paralel etkinlikler o projede yine çok fazla bilginin açığa çıktığı ya da şimdiden o döneme nasıl bakıldığı tartışıldığı zaman bunlar çok heyecanlıydı. Gülsün Karamustafa projesi için ise, galiba yerleştirme kısmı benim için çok daha heyecanlıydı çünkü o projede biz, ben Duygu Demir’le birlikte çalıştım o projede. İşlerin hepsini kitaplardan görmüştük. Yeni dönem işler dışında konuşuyorum. Bildiğimiz işler değildi. Gözümüzde canlandırabildiğimiz işler değildi. O işleri bulduktan sonra ve gerçekten boyutlarına, özelliklerine hakim olduktan sonra yerleştirmek, tabii Gülsün Karamustafa burada çok önemli bir rol oynadı çünkü bizim yine de tam olarak hissedemediğimiz ya da ne kadar yer kaplayacağını tabii çok pratik anlamda ne kadar yer kaplayacağını bilmediğimiz işlerde çok yardımcı oldu. Yerleştirme kısmı en eğlenceli kısmıydı. Bir de sergi kapsamında bir tek araştırma yapmaya başladığımız zaman Gülsün Karamustafa’nın Balat’a taşınma dönemine denk geldi. O zaman bütün işleri tek tek açma ve hepsini tek tek paketleyip Balat’a taşıma şansımız oldu. Belki hiçbir projede bir daha denk gelmeyecek bir durum olarak. Bu iki yakın dönem projeleri için bunları söyleyebilirim.
Yavuz: Şimdi kısa bir ara verelim ve Merve Elveren’in bizim için seçtiği, Güncelleme programı için seçtiği şarkıyı dinleyelim: Warpaint, Ashes to Ashes.

Merve Ç: Güncelleme programında Merve Elveren’le birlikteyiz. Senin için seyirci kim?
Merve E: Çok genel bir soru oldu bu.
Merve Ç: Sergilerinin seyircisi kim veya araştırmaların? Şu anda bir kitap üstünde çalışıyorsun. Seyirci, okuyucu kim ya da seyirciyle iletişim halinde olmak önemli mi?
Merve E: O çok önemli. Çünkü her zaman her sergiden sonra ya da her projeden sonra ne kadar gezilecek, kim gezicek? Bizim zaten beklediğimiz kişiler oluyor, yani bunlar gelecekler ya da gezecekler bu sergiyi  ya da beğenecekler ya da hiçbir ilişki kuramayacaklar diye düşündüğümüz. Seyirci kim ona tam olarak cevap veremiyorum çünkü projeden projeye değişiyor. Gülsün Karamustafa örneğinde orada mesela çok farklı jenerasyonlar vardı bizim için ama ben her zaman daha genç jenerasyon, yani benim de dahil olduğum genç jenerasyonun seyirci olmasını tercih ediyorum, öyle bir tercihim var ki bizim ilgilendiğimiz konularla onların ilgilenip ilgilenmediğini bilebilmek için. Onlara bir şeyleri gösterebiliyorsak ya da oradan da bir cevap geliyorsa bunlar çok önemli oluyor. “Duvar Resminden Korkuyorlar” sergisinde biz istemiştik ki insanlar malzeme bulup getirebilsin bize ya da bu araştırmayı devam ettirebilsin. Sergi kapandıktan sonra da olabilir, illa o dönem içerisinde olması gerekmiyor ama çok da öyle olmadı. Yeni hiçbir malzeme gelmedi mesela. Ben o sergiden çok umutluydum belli bir şey geleceği için ya da bundan çok daha tabii birkaç araştırmacı geldi bunla ilgili araştırma yapmak isteyen ama daha büyük bir kesimin ilgilenebileceğini düşünmüştüm.  Devam ettireceğini kendi kendini, daha başka alanlarda devam ettireceğini düşünmüştüm ama öyle olmadı. İzleyici kim onu bilmiyorum ama kim olması gerektiğini biliyorum. Bunun daha bir genç jenerasyon olması gerektiğini düşünüyorum. Her proje için de bunu söyleyebilirim aslında. Gelip hepsini görüp “Bu olmuş çünkü” ya da “Olmamış çünkü”sünü duymak istiyorum ben.
Yavuz: Ben de tam onunla ilgili bir şey sormak istiyordum aslında. Örneğin Gülsün karamustafa dedik, ondan ilerleyebilirim. Gülsün Karamustafa sergisinin açılışında seyirci olarak gelip de çekineceğin ya da fikrini merak edeceğin birisi oldu mu? Yani “Onun yorumu çok önemli, biraz sorumluluk hissediyorum ona karşı” gibi ya da her sergi için aslında böyle bir şey olabilir.
Merve E: Her sergi için oluyor. Eğer bir şekilde serginin bir parçası olmuş bir kişi varsa onun fikri çok önemli, çünkü bizim onu nasıl gösterdiğimiz ya da elindenden aldığımız paylaşmak için aslında sergilediğimiz dokümanları nasıl gördüğü, belki hiç ilişki kuramayacak, belki “Bu böyle değildi, yanlış anlamışsınız” diyecek ama Gülsün Karamustafa’da işlerini çok iyi bilen birkaç kişi vardı, birkaç galerici var çok yakın çalıştığı hem Ankara hem İstanbul’da. Onların görmesi çok önemliydi. Rene Block gibi işlerini çok iyi bilen, enstelasyonlarını çok hakim, yurtdışına çıkarmış. Onun fikri çok önemliydi. Onun gelmesini biz Duygu’yla birlikte oldukça çok istedik ki geldi, gördü, çok da beğendi. O böyle bir sergisini yapmamıştı ama her işini zaten görmüştü ve biliyordu. Vasıf Kortun yine aynı şekilde çoğuna hakimdi. Onların fikirleri bu seyircinin dışında konuşuyorum, onların fikirleri tabii ki önemliydi.
Merve Ç: Şunu merak ediyorum aslında. Son sorumuz da olabilir bu ama bu jenerasyonda, genç jenerasyonda senin de kendini tanımladığın gibi bir parçası olarak sence bu dönemde eksik olan şeyler nedir? Bizim jenerasyonumuz neyi geliştirmek için uğraşmalı?
Yavuz: Profesyonel olarak soruyorsun değil mi?
Merve Ç: Profesyonel olarak soruyorum, evet.
Merve E: Sanatçı inisiyatiflerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Onun gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz hafta bir yurtdışı seyahatimiz vardı. Orada 45 kişiden oluşan sanatçı inisiyatifleriyle tanıştık. Kendi kendilerine kurulmuş olan, kendi kendilerine devam eden, bir galerinin yardımı olmadan, bir kurumun desteği de olmadan sadece etraftan fonlar bularak. Hem sergi alanlarını kendileri buluyorlar, çalışacakları alanları kendileri buluyorlar, atölyeleri buluyorlar ve bunu bir şekilde başarabiliyorlar. Yani fonları tabii bir yurtiçi kurum da var ama fonları kendileri bulabiliyorlar. Bu beni çok cezbetti, bunu söyleyebilirim. Tek bir grup da değil, 5-6 tane küçüklü büyüklü gruplarla tanıştık. Onun daha çok olmasını isterdim. İstanbul’da daha çok görmek isterdim. Galerilerin dışında sergi alanlarının artmasını yani böyle pop-up galeri alanları gibi ya da sadece mekanlar gibi. Onların arttığını görmeyi isterdim.
Merve Ç: İstanbul dışıyla ilgili ne düşünüyorsun?
Merve E: Ne yazık ki İstanbul dışıyla ilgili çok bir fikrim yok. Türkiye için konuşursak gerçekten çok kısıtlı bilgim olduğunu söyleyebilirim. Bu tamamen benim eksiğim tabii ama belki önümüzdeki zaman içerisinde gidip, görüp yani bizzat orada yaşayıp. Çünkü yeni yeni açılan ve gerçekten farklı şeyler deneyen yerler var. Benim İstanbul dışıyla ilişkim herhalde sadece My City Projesi kapsamında oldu ya da orada izleyicinin işlere nasıl davrandığı, sonradan onu nasıl koruduğu ya da benimsediği, ne kadar bir parçası olduğu. Bir tek My City Projesi içinde görebildim, onun dışında hiç bunun bir parçası olmadığım için çok zor aslında bunu cevaplamam diye düşünüyorum. Bilmediğim bir konu gerçekten.
Yavuz: Aslında Salt Ulus, Ankara var. O ilişki?
Merve E: Salt Ulus şu anda kendi projelerini yapmıyor çünkü biz çok küçük bir grubuz. Aslında mekanlara göre çok küçük bir grup olduğumuz için buradaki sergilerden bazılarını, seçtiğimiz sergilerden bazılarını Ankara’ya götürüyoruz, orayla bir ilişkisi olabilecek. 2014’ün başında o ilk projesini yapıyor oluyor aslında kendi kendine yani Salt Beyoğlu ve Galata’dan bağımsız olarak. Onun da ilerleyeceğini düşünüyorum 2014’te.
Merve Ç: Kapatıyoruz programı ama aslında 90’ların sonlarına doğru gerçekleşen Halil Altındere’nin yaptığı sergilerden biraz evvel senle bahsediyorduk Vasıf Kortun’un da dahil olduğu. Bu tip girişimler belki de artmalı. Daha çok araştırma belki o yöne doğru da genişleyebilir diye düşünüyorum.
Merve E: Hiç görünmemiş işlerin, az görülmüş işlerin artması tekrar görünürlük kazanması çünkü onlarla mümkün olmuş 90’larda. Belki onun artması iyi bir şey olabilir.
Yavuz: Bu hafta Güncelleme programında Merve Elveren ile birlikteydik. Teşekkürler Merve geldiğin için.
Merve E: Ben teşekkür ederim.
Merve Ç: Çok teşekkür ederiz.
Yavuz: İyi günler.

Advertisements

One response to “MERVE ELVEREN

  1. Pingback: 12 Kasım 2013 Salı (236. Hafta) | _Kainatın Tüm Seslerine, Renklerine ve Titreşimlerine_ AÇIK RADYO·

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s